Türkiye’nin Bilişim Teknolojileri alanındaki potansiyelini bilmeyen yoktur. Gerek devlet yatırımları ve teşviklerinin hemen hiç olmaması, gerekse de sektör olarak pastanın ufak olması sebebiyle bu potansiyelin henüz çok ufak bir kısmı kullanılmaktadır. Oysa dünya üzerindeki örneklerden yola çıkarak (İrlanda, Hindistan, vs) bilişim alanına yapılacak yatırımlar ışığında çok farklı noktalara geleceğimiz kesin. Bu aslında başka bir yazının konusu. Buraya ülkemizdeki potansiyelin kullanılmamasının temel sebeplerinden birisiyle yolu kesişen bir diğer konu sebebiyle değindim : “Yazılım İhracatı”.
Dünya’da bilişim sektörü en hızlı büyüme kaydeden ve en çok gelecek görülen sektör. Bilirsiniz, bazı sektörler hiç ölmez denir. Örneğin; inşaat, gıda, sağlık, vs. Bana kalırsa bilişim sektörüde bu konuma yükselmiştir. Peki dünya’da bu sektör neden bu kadar yükseliyor ? Cevap çok basit : ihtiyaçlar sebebiyle. Görünen o ki bu ihtiyaçlar giderek artmaktadır. Bu bize iki sonuç gösteriyor. İlki dünya’da yetişmiş IT personeli açığının olduğu. Diğeri ise, ihtiyaç olan yere hizmet götürecek firmalara ihtiyaç olduğu.
Buradan yola çıkarak, dünya’daki yazılım firmalarının çoğuna bakarsak, hemen hepsinin “Globalleşmiş” olduklarını görürüz. Günümüzdeki iletişim araçlarının gelişmişliği sayesinde, şirketler, merkezlerini başka ülkelerde, birimlerini başka ülkelerde oluşturabilmektedir. Bunun getirileri ortadadır. Şunu da unutmayalım, globalleşmeyi sağlayan en önemli araç teknolojidir. Çünkü bu teknolojiler, uzak mesafeleri anlamsız hale getirmiş, insanların anında birbirlerinden haberdar olmalarını sağlamışlardır. Bu durumda, globalleşmenin baş sorumluları olan teknoloji firmalarının globalleşmesi kadar doğal başka birşey olamaz. Yabancı firmaların bunu gayet iyi başardıklarını görüyoruz. Örneğin, Google, Microsoft, Yahoo veya Business Objects Software isimli İrlanda kökenli bir firma gibi binlercesi, birçok dilde hizmetler sağlıyorlar.
Devamını oku »