Bu tamamen kapitalizm kavramının neden ve nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bir yazı. Daha birkaç gün önce girdiğim Uluslararası İletişim dersinin sınavında sorulan bir sorunun aklıma takılması üzerine bu yazıyı yazdım.
Kapitalizmin baÅŸlıca etmenlerinden birisi pazarlamadır. Pazarlama özellikle 2. Dünya savaşından sonra çehresi çok fazla deÄŸiÅŸen bir alan. Biraz geriye gidersek; sanayi devriminin ilk baÅŸlarında önemli olan ÅŸey, elde edilen ürünün satılmasıydı. Yani, ürünün kullanışlılığı, saÄŸlamlığı gibi diÄŸer faktörler çok önemsenmiyordu. Bu aslında o döneme baktığınız zaman gayet doÄŸal birÅŸey. Çünkü kapitalizm olgusu yeni baÅŸlamıştı ve “geliÅŸmiÅŸ ülkeler” henüz sömürgeler kazanmak için askeri uygulamalar yerine kapitalist politikalar kullanabileceklerinin farkında deÄŸildiler. Daha ileri dönemlere baktığımızda, özellikle büyük Amerikan buhranı dönemlerinde (1930lar) geliÅŸen, birikimci fordist yaklaşım(Ford ÅŸirketinin kurucusu Henry Ford tarafından geliÅŸtirilmiÅŸtir) denilen bir üretim ve pazarlama yaklaşımını görürüz. Üretim bantları kullanılarak, iÅŸ gücü ve satış unsurlarınında ön plana çıktığı bu yaklaşım, dönemi için önemli ölçüde bir “tüketim toplumu” yaratmıştır.
Åžimdi iÅŸin biraz kapitalist boyutuyla ilgili konuÅŸalım. Öncelikle ÅŸunu belirteyim: İnsanların doÄŸaları gereÄŸi, hiçbir koÅŸulda birbirleriyle mutlu bir ÅŸekilde yaÅŸayamayacaklarını savunan birisi olarak (bkz. Steven Lukes - Profesör Caritat’ın Åžaşırtıcı Aydınlanması) , bugüne kadar geliÅŸtirilen (ve bundan sonra geliÅŸtirilecek) bütün toplumsal yapıları ve görüşleri iÅŸe yaramaz buluyorum. Düşününce hepsinin kendi problemleri var. Bu sebeple bu yazacaklarımı herhangi bir görüş bildirmek için deÄŸil, halihazırda olan olayları anlatmak için yazıyorum.
Devamını oku »