Bazı insanların (özellikle yaşça büyük olan) teknolojiden pek haz etmedikleri bir gerçek. Teknolojik “oyuncakların” çoÄŸunun insanlar için aslında zararlı olduÄŸunu, kendi çocuklarına veya etraflarındaki kiÅŸilere teknoloji kullanımını engelleterek onları “koruyabileceklerini” düşünüyorlar. Birde diÄŸer taraftan teknolojik geliÅŸmeler sonucunda insanların tembelleÅŸerek ve çevrelerinden koparak gittikçe “yabancılaÅŸtıklarını” düşünenler var. Ben ikinci düşüncenin savunucularındanım. Bilimin günümüzde merak olmaktan çıkıp, kapitalizmin bir aracı olmasıda bu düşünceyi destekler niteliktedir.  İkinci düşünceyi bir baÅŸka yazıya bırakıp ilkine odaklanalım.

Özellikle internetin yaygınlaÅŸması sonrası teknoloji çoÄŸu için bir düşman gibi oldu. Porno siteler, vahÅŸi oyunlar, herkesin istediÄŸi gibi konuÅŸtuÄŸu bir ortam vs. Aileler teknolojinin çocukları için kötü ÅŸeyler olduklarını düşündüler, üniversite hocaları bu konuyu körükleyecek ÅŸeyler söyleyip durdular (bir tanesi benim hocamdı ve derste bunu kendisiyle çok tartışmıştık), haberlere çıkan “uzman” kiÅŸiler sürekli teknolojinin insanlar için ne kadar zararlı ÅŸeyler olduklarından bahsettiler falan. 

Åžurada okuduÄŸum haber bunun çok güzel bir örneÄŸi. Haberde ingiltere’de bir adamın karısının facebook profilinde gördükleri yüzünden çıldırıp onu öldürdüğünden bahsediliyor. Kadın profilindeki iliÅŸki durumunu deÄŸiÅŸtirmiÅŸ, haber sanki cinayetin tek sebebi buymuÅŸ gibi lanse etmiÅŸ. Aslında yakından bakarsak, bu çiftin zaten çok sorunu bir hayatları olduÄŸunu görürüz. Oysa habere bakarak, aralarındaki sorunlar yüzünden olan bir olayı sanki facebook yaptırmış sanırız. Sonrada doÄŸal olarak çocuklarımızı, gençlerimizi bu “zararlı” alışkanlıktan kurtarmak için çabalarız.  

Devamını oku »

Bu tamamen kapitalizm kavramının neden ve nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bir yazı. Daha birkaç gün önce girdiğim Uluslararası İletişim dersinin sınavında sorulan bir sorunun aklıma takılması üzerine bu yazıyı yazdım.

Kapitalizmin baÅŸlıca etmenlerinden birisi pazarlamadır. Pazarlama özellikle 2. Dünya savaşından sonra çehresi çok fazla deÄŸiÅŸen bir alan. Biraz geriye gidersek; sanayi devriminin ilk baÅŸlarında önemli olan ÅŸey, elde edilen ürünün satılmasıydı. Yani, ürünün kullanışlılığı, saÄŸlamlığı gibi diÄŸer faktörler çok önemsenmiyordu. Bu aslında o döneme baktığınız zaman gayet doÄŸal birÅŸey. Çünkü kapitalizm olgusu yeni baÅŸlamıştı ve “geliÅŸmiÅŸ ülkeler” henüz sömürgeler kazanmak için askeri uygulamalar yerine kapitalist politikalar kullanabileceklerinin farkında deÄŸildiler. Daha ileri dönemlere baktığımızda, özellikle büyük Amerikan buhranı dönemlerinde (1930lar) geliÅŸen, birikimci fordist yaklaşım(Ford ÅŸirketinin kurucusu Henry Ford tarafından geliÅŸtirilmiÅŸtir) denilen bir üretim ve pazarlama yaklaşımını görürüz. Üretim bantları kullanılarak, iÅŸ gücü ve satış unsurlarınında ön plana çıktığı bu yaklaşım, dönemi için önemli ölçüde bir “tüketim toplumu” yaratmıştır.

Åžimdi iÅŸin biraz kapitalist boyutuyla ilgili konuÅŸalım. Öncelikle ÅŸunu belirteyim: İnsanların doÄŸaları gereÄŸi, hiçbir koÅŸulda birbirleriyle mutlu bir ÅŸekilde yaÅŸayamayacaklarını savunan birisi olarak (bkz. Steven Lukes -  Profesör Caritat’ın Åžaşırtıcı Aydınlanması) , bugüne kadar geliÅŸtirilen (ve bundan sonra geliÅŸtirilecek) bütün toplumsal yapıları ve görüşleri iÅŸe yaramaz buluyorum. Düşününce hepsinin kendi problemleri var. Bu sebeple bu yazacaklarımı herhangi bir görüş bildirmek için deÄŸil, halihazırda olan olayları anlatmak için yazıyorum.

Devamını oku »