Günümüz pazarlama trendleri içerisinde en öne çıkan olgu markalaşmadır. Reklam ve diğer iletişim faaliyetleride bu olguya hizmet ederler. Markalaşma, ürünün farkındalık yaratması için, akılda kalıcı olabilmesi için gerekli en önemli şartlardan birisidir.
Peki size bir soru sorayım, hiç “marka” olmuş bir yazılım ürünü biliyor musunuz ? Bu sorunun cevabı muhtemelen evet olacaktır. Çünkü yabancı firmalar markalaşmaya çok önem vermekte ve bunu gayet güzel başarmaktadırlar. Buna en çarpıcı örnek kimilerinin sevmediği, kimilerinin hayran olduğu ama nedense hemen herkesin kullandığı Windows işletim sistemidir. Ülkemizde (maalesef) “bilgisayar bilmek” le kastedilen tamamen Windows kullanmayı bilmektir. Bu da gösteriyor ki bu ürün markalaşmış sağlam bir üründür.
Peki şimdi başka bir soru sorayım. Bana marka olmuş bir tane Türk yapımı yazılım ürünü söyler misiniz ? İşte bu noktada işler biraz karışıyor. Bu bize Türk yazılım firmalarının hemen hepsinin markalaşmaya hiç önem vermediklerini gösteriyor. Bizdeki durum özetle şudur : Müşteriler bir şekilde “bağlanır”. Bunun için genelde satış elemanları dolaşırlar veya referans olan yerler sayesinde müşteriler bulunur. Yani çoğu zaman müşterinin firmaları bulması beklenmez.
Peki potansiyel müşterilerin davranış biçimleri nasıldır ? Öncelikle şunu belirteyim, çoğu insan kendine bir yazılım ürünü gerekiyor mu ondan bile haberdar değildir. Örnek olarak, bir damacana su işletmesi açtınızı düşünelim. Burayı yönetebilmek için kolaylıkla birtakım yazılımlardan faydalanabilirsiniz. Bu sektör için piyasada bulunan yazılımlar mevcut (Fakat inceleyenler bu yazılımların yeterli olmadığı görüşündeler, bunuda belirteyim arada). Ama benim gördüğüm kadarıyla çoğu işletme hala kağıt/kalem ikilisini kullanıyor. Benim sorduğum birkaç yerde, böyle yazılımlardan haberdar olmadıklarını söylediler.
Peki haberdar olsalar ne olacaktı ? İşte bu noktada korsan yazılımın Türkiye’de büyük oranda kullanım bulması sonucu, bu arkadaşlarda işi “bedavaya getirmeye” bakacaklardı. Aslına bakarsanız bu sorunlarımızın en küçüğü. Bir şekilde insanlara ulaştıktan sonra, markalaşma hareketlerini tamamladıktan sonra bu problemin çözülmesi nispeten kolaydır. Keza kurumsal bazda yayınlanan birçok yazılım ürününün kopya kullanılma oranları oldukça düşüktür.
Şimdi konumuza geri dönersek, markalaşma Türk yazılım sektörünün en büyük sorunlarından bir tanesidir. Bazı kişiler, ben o kadar reklam yapıyorum bu markalaşma değil midir? diye sorabilirler. Hayır bu markalaşma değildir. Reklamlarda; “……… ticari otomasyon paketi ….. liraya bütün ihtiyaçlarınızı karşılar” şeklinde mesajlar verildikçe markalaşma olmaz. Bir kere markalaşma için salt reklamın kullanılması da yanlıştır. Diğer iletişim araçları ve hatta kulaktan kulağa yaygınlaşma gibi eski usul yöntemler bile kullanılabilir. Önemli olan “ürünün” bilinirliliğini artırmak. Yani ilk amaç, “insanlar bunu satın alsın yeter, gerisi önemli değil” olmamalı. Satış sonrası destek kalitesini yüksek tutarsanız bu çok problem olmaz. İnsanlar diğer ürünleri gördükleri zaman ilk olarak sizin ürününüzle mukayese etmeliler.
Sektörde markalaşma sağlamış birkaç firma bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak, Logo ve Vega yazılım firmalarını verebilirim. Bu iki şirkette genelde muhasebe paketleriyle tanınırlar. Fakat ürettikleri ürünler sıkı markalaşmıştır ve potansiyel müşteriler bu ürünlere ihtiyaçları olduklarını bilirler ve genellikle bu ürünleri kendileri bulurlar. Bu noktada bayi ağı ve yaygınlıkta önem kazanmaktadır. Günümüzde bunu yapabilecek firma sayısı çok olmasada ilk imkanda bunun sağlanması önemlidir. Peki sağlayamazsak ne yapmalıyız ? Cevap çok basit, tabiki interneti kullanmak gerekir! Firmaların çoğuna bakın, internet siteleri sadece göstermelik. Kimse herhangi bir reklam ya da PR girişiminde bulunmuyor. Kaç tane sponsorluk yapan yazılım firması biliyorsunuz ? Bu sayıda çok azdır. İnternet potansiyel müşterilere ulaşmak için çok güçlü ve ucuz bir mecra. Gerekirse hedef kitleye ulaşmak için diğer mecralardan da yararlanılabilir (dergiler, gazeteler gibi). Bu size masraf gibi görünsede markalaşmayı bir kere tamamladığınız zaman geridönüşe inanamazsınız.
Sonuç olarak markalaşma olgusunun Türkiye’de henüz tam manasıyla farkedilmediğini söyleyebiliriz. Kural olarak ilklerin her zaman başarı şanslarının yüksek olduğunu gözönüne alırsak, markalaşmada şimdiden öne geçecek olan firmaların başarıyı yakalama ihtimalleri yüksek olduklarını söyleyebiliriz.

[...] “ürünleştirilmiş” uygulama bulunuyor. Fakat bu durumda da yine eksiklik olarak markalaşmanın olmaması, sürekli tektip yazılımların geliştirilmesi gibi sorunlar göze çarpıyor. Bu sorunları [...]
[...] olaya “at gözlükleriyle” baktıkları için durum değişmiyor. Türkiye’de markalı yazılım geliştirilmemesi, butik yazılımcılığın benimsenmesi