2

Şurada , şurada ve şurada örneklerini göreceğiniz, son zamanlarda alevlenen bir tartışma konusu kamu kurumlarında özgür yazılım kullanımı.

Kamu kurumları, genellikle teknolojiyle alakalı iÅŸlerini veya altyapılarını özel sektörün sahip olduÄŸu iÅŸgücü aracılığıyla çözüme kavuÅŸturma eÄŸilimindedirler. Kendi içlerinde varolan problemlere çözüm arayan veya yeni uygulamalar geliÅŸtiren (en azından büyük çapta) çok az kamu kurumu var. Bilgi iÅŸlem personelleri genel anlamda bilgili de olsalar, kamuda çalışmanın getirdiÄŸi “kurallara” onlarda baÄŸlı.

Kanımca, ülkelerin kamu kurumlarının sırları veya ürettikleri/depoladıkları bilgiler hayati önem taşıdığından bu kurumların kullandıkları yazılımlarında güvenilir olmaları gerekiyor.

Microsoft gibi kapalı kodlu yazılım üreten ÅŸirketler (burada Microsoft’un dünya üzerindeki tek ÅŸirket olmadığını, çok sevilen Adobe, Apple gibi ÅŸirketlerinde buna dahil olduÄŸunu ve bu ÅŸekilde yazılım geliÅŸtirmenin suç teÅŸkil etmediÄŸini ve insanlığa bir zararı dokunmadığını sadece bir strateji olduÄŸunu belirtmek isterim), kamu kurumlarına ürünlerini sunarken kaynak kodunuda veriyorlar. Ama kaynak kod üzerinde herhangi bir deÄŸiÅŸtirme yapılabileceÄŸini sanmıyorum. Hatta bunun yine lisans anlaÅŸmalarıyla engellendiÄŸinden eminim. Bu durumda kamu kurumlarında kullanılan kapalı kodlu yazılımların her zaman arkada neler çevirdiÄŸini bilmenin mümkün olmadığını söyleyebiliriz.

Birçok ülke şu anda (özellikle iskandinav ülkeleri) kendi kullandıkları yazılımları kendileri üretiyorlar. İşletim sistemleri Linux ve türevlerinden, diğer yazılımları da özgür yazılımlardan oluşuyor. Ancak baktığımızda dünyanın geri kalanında bu akımın yeni yeni oluştuğunu görüyoruz.

Türkiye’de ise, kamu kurumlarının büyük bir oranında kapalı kodlu yazılımların kullanıldığını görüyoruz. Bunun nedenleri yukarıda verdiÄŸim linklerde zaten irdelenmiÅŸ durumda. Bunlar genelde; kurumların ve insanların alışkanlıklarının deÄŸiÅŸtirilmesinin zor olması, özel ÅŸirketlerin genel olarak bu konu üzerine eÄŸilmemesi ve destek sorunları olarak özetlenebilir. Bence olay biraz özel ÅŸirketlerde sıkışıyor. Son günlerde gördüğüm birkaç örnek bana bunu gösterdi.

Bu noktada kamuda kullanılan yazılımları ikiye ayırmak istiyorum :

1. Kendileri için Özel Olarak Hazırlanan Yazılımlar :

Kurumlar çoÄŸu zaman ihale yöntemiyle kendi kullanımlarına özel yazılım ürünleri hazırlatırlar. Bunlar genelde e-devlet uygulamalarından oluÅŸur. Benim fikrimce bu uygulamaların hangi platformla yazıldığı önemli deÄŸildir. ÇoÄŸu yerde, “devlet sitesi mi, kesin .Net’tir” gibi kötüleyici ÅŸeylerle karşılaşıyorum. .Net’le veya baÅŸka bir ÅŸirkete ait (unutulmamalıdır ki Java Sun’un bir ürünüydü) uygulama platformunda yazılmasına karşı çıkılıyor.  Aslında genel eÄŸilim Microsoft düşmanlığı yönünde.

Bence bu noktada bir sorun yok. Sonuçta veritabanı sunucusu hariç bir lisans ücreti ödemeye gerek yok. Kaldıki aynı Sql Server gibi Oracle’da kapalı kodlu bir yazılım. İnsanlar nedense sanki Microsoft’un olmayan her ürüne açık kaynak muamelesi yapıyorlar (internetteki yorumlardan çıkardığım sonuç bu).

Benim görüşüme göre kurumlar için geliştirilen yazılımlarda hangi platformun veya veritabanı sisteminin kullanıldığı çokta önemli değil. Bunun kurumlarda özgür yazılım kullanılması olarak algılanılmaması lazım. Sonuçta .Net platformunda yazılmış özgür yazılımlarda mevcut. Burada asıl önemli olan, yazılan kodun kendisinin ve tüm lisansının kurumun elinde olup olmayacağı. Diğer ayrıntıları (kullanılacak veritabanı sistemi, platform gibi şeyler) kurumun tercihlerine ve yazılımı hazırlayacak şirkete bakıyor.

Buna örnek olarak, geçenlerde okuduğum bir teknik şartnameyi gösterebilirim. Orada hazırlanacak yazılımın Linux ve Unix sistemlerde çalışması gerektiğinden (ardından platform bağımsızlıktan söz ediyor zaten) ve veritabanı bağımsız bir yapıya sahip olması gerektiğinden bahsediliyordu. Örnek veritabanı sistemi olarakta Oracle ve PostgreSQL verilmişti.

2. Genel Amaçlı Kullanılan Yazılımlar :

Bu kategoriye işletim sistemleri, ofis yazılımları gibi yazılımları koyabiliriz. Burada yazının girişinde belirttiğim görüşleri savunuyorum. Bir devletin kurumunun ürettiği/biriktirdiği bilgi mahrem ve değerlidir. Bu bilginin güvende olabilmesi için bilgi teknolojileri alanında kullanılan tüm ürünlerin kontrol edilebilir bir yapıda olması gereklidir. Yani yazılımlar için, kaynak kodların kurumun elinde ve gerektiğinde müdahale edilip değiştirilebilir bir yapıda olması gereklidir.

Ayrıca ürünün ihtiyaçları tam olarak karşılaması -en azından bu yönde düzenlenebilmesi- gereklidir.

Bu konuda da kamu kurumlarının alması gereken çok yol var. Çünkü dünya üzerindeki birçok kurum kapalı kodlu sistemleri kullanıyor.

Geçenlerde bir proje teslimi için gittiÄŸim bir kurumda hemen hemen bütün bilgisayarlarda OpenOffice’in kurulu olduÄŸunu görünce çok ÅŸaşırdım.  Ayrıca özellikle baÅŸta bilgi iÅŸlem elemanlarının bilgisayarları olmak üzere birçok pardus kurulu bilgisayar vardı. Birkaç tanede aktif olarak kullanılan Linux serverları varmış.

Bu durum artık kamu kurumlarında ufak çaplıda olsa kapalı kodlu yazılımların tekelinin kırılmaya başladığını gösteriyor. Ama şunuda göz ardı etmemeliyiz, bunun büyük çapa geçmesi için daha önümüzde oldukça uzun bir zaman var.

Bu yazı istenilen yerde istenilen şekilde yayınlanabilir (değişikliklerden yazının orjinalini yazan yazar kesinlikle sorumlu değildir). Sadece yazdığınız yazının altında veya üstünde orjinal yazıya link verirseniz sevinirim. Vermezsenizde sorun değil. İlginiz için teşekkürler.

Eğer girdiyi beğendiyseniz, başkalarıyla da paylaşın!
Tusul | Habberci | Haber.gen.tr | Oyyla | Bağcık | 100 Puan | Linkibol | Teknikim

2 Yorum

  1. Duygu diyor ki:

    Yazınızın içeriğini beğenerek okudum ancak aynı zamanda yaptığınız imla hataları çok fazla olduğu için okurken zorlandığımı söylemem gerek.  Lütfen imla kurallarına biraz daha özen gösteriniz.

  2. Kaan Arslan diyor ki:

    @duygu haklısınız, teşekkürler.

Yorum Bırakın