Şu ve şu yazıların devamı niteliğindeki bu girdide bir bilişim şirketinin nasıl yönetilmesi gerektiğinden bahsedeceğim. Bu yazıyla beraber bu seri yeni başlayanlar(!) için olmaktan çıkıyor sanırım.
Türkiye gibi geliÅŸmekte olan ülkelerde yönetim kavramı daha çok emir vermek olarak algılanmaktadır. Bunun sebebi, batı toplumlarının daha önceden geçtikleri evrelerden bizim geçmememiz / geçiyor olmamız olabilir. Sonuç olarak yönetim aslında yan gelip yatılmayla yapılamayacak veya “sadece benim dediÄŸim olur çünkü ben patronum lanet olasılar!” gibi yaklaşımlarla baÅŸarılı olunamayacak bir alandır.
Evet yönetim ciddi bir iştir. Yönetici ise bu ciddiyetin farkında olması gereken kimsedir. Yöneticinin asıl işi emir vermek değil, insanları organize etmektir. Malesef çoğu yöneticinin umrunda olan tek şey, kartvizitlerinde yazan ünvanın ne olduğudur.
BiliÅŸim sektörüne bakarsak genel olarak yönetim alanında ciddi bir boÅŸluk görürüz. Bunun nedeni ise bir biliÅŸim ÅŸirketini yönetmenin nispeten “farklı” olmasıdır. Öncelikle ÅŸunu belirteyim, biliÅŸim sektöründe çalışmak ticaret yapmaya ya da manav yönetmeye benzemez. Nasıl herkes holding yönetemezse aynı ÅŸekilde herkes bir biliÅŸim ÅŸirketi yönetmez. Bir kere bir biliÅŸim ÅŸirketinde yönetici sıfatında bulunan kiÅŸilerin hem BT tabanlarının hem de yönetim tabanlarının saÄŸlam olması gerekir.
Bir bilişim şirketinde işler şu şekilde yürümelidir :
- Ar-Ge İşlemleri : Ürünlerin geliştirilmesi için yapılan araştırmaları kapsar. Bir firma küçük ölçekli bile olsa ar-ge işlemlerine yatırım yapmalıdır, sonuçta rakiplerden sıyrılmanın ve gelişmenin yegane yolu budur.
- Ürün GeliÅŸtirme : Ar-ge’den dönen sonuçlarla veya halihazırda bulunan Know-How lar ile bir ürün geliÅŸtirme sürecini kapsar.
- Strateji Geliştirme : Ürünün iletişim stratejisi, kampanyalar, hedef kitleyle ilişkiler veya halkla ilişkiler süreçlerini kapsar.
- Pazarlama : Ürünlerin aktif olarak pazarlanma aşamalarını kapsar.
- İnsan Kaynakları Yönetimi : Åžirket içerisinde insan kaynakları yönetimi gerçekten ilgilenilmesi gereken bir konudur. Aynı strateji oyunlarında olduÄŸu gibi ÅŸirketlerin kendileri için savaÅŸan ve deneyim kazanıp sınıf atlayan çalışanlarına deÄŸer vermeleri gereklidir. Bunun yerine insanlara “nasıl olsa yerini doldururum” gözüyle bakılırsa durum kötüye gidebilir.
- İşleri Uzmanına Bırakmak : Yönetimin her kademesinin kendi alanında çalışan kişiler tarafından yürütülmesi gerekir. Mesela finans işleri için bu işlerden hiç anlamayan birisini işin başına getirmek anlamsız olur.
- Eğitim Herşeydir : İyi bir yönetici doğal yeteneklerine(!) güvenmeyi bırakıp bilmediği konularda eğitimler almalıdır. Tecrübe kazandıkça bu eğitimlerin önemi daha iyi anlaşılacaktır.
- İnsana Değer Vermek : Yöneticiler her zaman altlarındaki insanlara değer vermek zorundadırlar. Eğer birisi gider birisi gelir mantığıyla iş yapılırsa bunun sonuçları kaçınılmaz olur.
- Evim Evim Güzel Evim : Yöneticilerde dahil tüm çalışanların kendilerini evlerinde hissetmeleri gerekir. Ufak şeylerin peşinde koşmak yerine (örneğin, insanların işlerini hayatlarından önde tutmak, 3 kuruş için taklalar atmak veya düzgün bir çalışma ortamı hazırlamak için bile uğraşmamak) büyük resme odaklanılırsa mutlu çalışanlar elde edilir. Yüce formülümüz ise bize şöyle söyler : Mutlu çalışan = Mutlu Şirket.
- Riskler Hesaplamak : Riskler iş hayatında hep olacaktır. Önemli olan bunları doğru hesaplamaktır (önceki yazılarda bunun yöntemlerinden kabaca bahsetmiştim)
- İç İletişim : Kimin ne yaptığından kimsenin haberi yoksa orada büyük bir problem vardır.
- Herkes kendi görevini bilmeli ve planlı davranmalıdır : Kaprise giripte “ben ÅŸunuda bunuda yönetirim en büyük benim lan!”  tarzı düşünceler herzaman baÅŸarısız olmuÅŸtur.
Peki Bir Bilişim Şirketine Odaklanırsak :
A) Çalışanlar için
- Çalışan bir bilişim şirketinin en önemli unsurudur. Eğer bu sektörde çalışan, dışarıda şirketinden övünerek bahsediyorsa veya ayrıldıktan sonra bile başkalarına tavsiye ediyorsa doğru yoldasınız demektir.
- Bedava yiyecek, içecek vs sağlayın.
- Çalışanların donanımlarının iyi olmasını sağlayın.
- Mümkünse ofise kafa dağıtıcı birşeyler koyun (mesela bir mangal!)
- Giriş çıkış saatlerini çok fazla önemsemeyin. Bir işin biteceği zaman bitmesi sizin için daha önemli olsun. Mesela haftada belirli bir çalışma saati -örneğin 40- belirleyip giriş çıkış saatlerini serbest bırakın.
- Çalışanlara kaynak yardımı (kitaplar, eğitimler, seminerler vs) sağlayın.
B) Stratejik Yönetim
- Projelerinizi varolan metodolojilere uygun gerçekleştirin. Bunlar Agile metodolojiler, waterfowl, scum vs olabilir mesela.
- Proje yönetim kurallarına uymadan ve mantıklı süreler ayırmadan bu işler olmaz. Sonuçta elinize sizi her daim uğraştıracak garabet bir şey çıkar. Tabii buna dayanamayarak istifa edecek elemanları saymıyorum bile.
- Projelerde gerekli görevler için kendi alanlarında çalışan çalışanlar ayarlayın. Örneğin, proje yöneticisi, analist, testçi, kalite uzmanı gibi.
- Proje zamanı ne kadar sıkışık olursa olsun mantık çerçevesinde olmalı. Ürün geliştirmek wordde yazı yazmaya benzemez, belirli aksaklıklar veya planlanmamış sorunlar çıkacaktır.
- Projeler için eğer gücünüz yetiyorsa gerekli yatırımları yapın.
- Aksayan yerleri görüp önlemler almak önemlidir. Aksaklıklara görmezden gelirseniz onları daha büyütürsünüz ve yenilerinin doğmasını sağlarsınız.
C) Pazarlama Yönetimi
- Pazar analizleriyle durumunuzu belirleyin.
- Ürünlerinizde insanları “gerçekten” etkileyecek noktalar oluÅŸturun.
- Pazarlama için belirli stratejiler belirleyin.
- Markalaşma ve Ürünleşme gibi kavramları önemseyin.
- Gerekli mecralarda reklam/tanıtım faaliyetleri gerçekleştirin.
Benim ilk etapta aklıma gelenler bunlar. Tecrübelerini paylaşmak isteyen olursa çekinmeden burdan yaksın

kaan bu konuya benzer bir yazıda ben yazıyorum şu anda. Her yazılımcı 5 yıldan sonra şirket açmalı mı? biliyorsundur 5 yıl çalışan artık zamanı geldi şirket açmalıyım diyor. bu ne kadar doğru bunu irdelemek istiyorum bende.
Gökhan bu konu biraz karışık bence. Çünkü şirket açmak veya onu yönetmek emin olabilirsinki normal çalışma haline hiç benzemiyor. Bir kere bütün sorumluluk sizin üzerinizde olduğu için çok zor. Yazılımcıların büyük çoğunluğu bu işi yapabileceğini düşünüp çuvallar. Çünkü dediğim gibi bir ürün ortaya çıkartmak işin sadece küçük bir kısmı.
Ama şu da bir gerçek ki yazılımcıların yaptıkları işin değeri çokta iyi bilinmiyor. Bunun yanında bir bilişim şirketi kurmanın maaliyeti ve iş gücü az. Sonuçta işini bilen bir yazılımcı kendi başına bir ürün ortaya çıkartabilir. Bu yüzden her yazılımcı kendi işini kurmak istiyor. Ama dediğim gibi iş her zaman böyle yürümüyor. Bunun en büyük kanıtı yeni başlayan şirketlerin çok küçük bir oranının ilk yılını çıkartabilmesi.
Kısacası sorunun cevabı bence hayır. Her yazılımcı plansız programsız sadece tecrübeliyim diye şirket kurmamalı. Daha çok planlı, programlı ve sermayeli (özellikle pazarlama ve diğer yönetim işlerinde iş gücü için) şirket kurulmalı.
5 senelik tecrübeden sonra iş kurmak? Bence tecrübenizin ne olduğuna bağlı. Bir firmada 5 sene yazılım geliştirmek ile kazanılacak tecrübe iş kurmak ve yönetmek için yeterli değildir. Firma kurulumu, sermaye aranması, teknolojilere karar verilmesi, insan ilişkileri, işe alımlar, proje kovalamak, müşteri bulmak, pazarlama, müşterileri memnun tutmak, bütçe yönetimi, muhasebe gibi ucundan da olsa pek çok hüner bilmek gerektiriyor.
Ancak…
1- Eğer çalıştığınız firmada taşeron yapılacak bir iş varsa,
2- Bu işi projelendirip bir plan olarak hazırlayabilirseniz,
3- Sizinle beraber çalışacak en az bir kişi daha varsa (projenin boyutuna göre),
4- Firma kurup bu projeyi alabileceğinize güveniyorsanız,
5- Bu projeyi ayrı bir ürün gibi satabilirseniz,
6- Çalıştığınız firma yazılım geliştirme firması değilse
7- Firmanın kurulumu, yapılanması ve yönetimi konusunda bilginiz varsa
Firma kurmaya kalkışabilirsiniz.
Ayrıca henüz bitmedi ama benim blogumdan derlediğim dökümana da bakabilirsiniz (http://analystdeveloper.com/progs/YazilimUzmanligiUzerine.pdf).
iÅŸte ben buna cevap derim
@Gürkan, neden bu döküman projeni biraz daha geliştirip kitap olarak yayınlamadığını anlamıyorum. Bence böyle bir çalışma kütüphanelere girmeyi hakediyor.
Kaan düşüncelerin için teşekkür ederim. Benim problemim zamanımın olmayışı. Bu sebep çok klasik oldu biliyorum fakat doğru. Evli, iki çocuk babası ve tam zamanlı çalışıyorum. Bloga bile yazacak vakit olmuyor şu sıralar. Şimdilik dökümanı serbestçe dağıtıyorum belki ilerde basılacak seviyeye gelirse düşüneceğim.
hemfikirim sizle. yanıtlar için tÅŸk ederim…
Paylaşımlar gerçekten çok güzel, 4 yazıyı da okudum ve çok yararı olacağını düşünüyorum. Teşekkürler.
yazıyı beğendım mesela benım bir süt ürünleri şirketinde çalışıyorum kapsamlı bır rapor sunmam lazım markanın piyasası sınırlı bunu pıyasaya nasıl hızlı yayar vee sağlam kalma sürecini anlatmam lazım yardımcı olursan fıkırlerıne açığım.