Aslında şu bağlantıda bulunan Erhan Keskenin yorumu beni bu yazıyı yazmaya iten sebep oldu. Alıntılarsak “Bence turkiye ile ilgili dert genelde yazilim firmalarinin butik isler yapan firmalar olmasi. Musteri der ki ben soyle bir ceket istiyorum sen de ona gore dikersin, o ceketi de o musteriden baskasi giyemez.” demiş. Bu durum benim uzun zamandır yazılım sektöründe gördüğüm bir sıkıntı.
Eğer şu anki duruma bir bakarsak; sektörde bulunan birçok firma bir şekilde bir şeyler üretmeye çalışıyor. Bunun içinde belirli bir “müşteri” bulup ona uygun yazılımlar üretmeyi deniyorlar. Bu “müşteri” bir kamu kurumu, bir banka veya herhangi bir kişi olabilir. Bu oluşturdukları “ürünleri” genelleştirip bunlardan gerçek anlamda bir ürün oluşturmuyorlar. Bunun sebebi, bu durumu pek düşünmemek aslında.
Son dönemlerde, özellikle sağlık sektörüne yazılım geliştiren firmalar bu genellemenin dışına çıkmaya başladırlar. Aile Hekimliği 1. Basamak uygulamaları, Hastane otomasyonları ve bunun gibi birçok “ürünleştirilmiş” uygulama bulunuyor. Fakat bu durumda da yine eksiklik olarak markalaşmanın olmaması, sürekli tektip yazılımların geliştirilmesi gibi sorunlar göze çarpıyor. Bu sorunları çözmek ayrı bir konu.
Bu noktada ben tamamen “butik yazılımcılığa” karşı değilim. Fakat, eğer şirketler büyümek istiyorlarsa, ellerindeki ürünleri gerçek birer ürün haline getirmeye çalışmalılar. Genelde gördüğüm tepki olan “bunu ürün haline getirsek bile kime satabiliriz ki?” düşünce yapısı bir kenara bırakılmalı. Elbette ürünü satacak bir yer bulunabilir. Benimde birkaç defa başıma geldiği gibi, müşteriler hiç beklemediğiniz yerlerden çıkabilirler.
Örnek olarak, elinizde bir parmak izi tarama yazılımı varsa neden bunu ürünleştirip pazarlamaya çalışmıyorsunuz ? Birçok firmanın internet sitelerinde ürettikleri yazılımların neler olduğuna dahil bilgi bile yok! Sadece şuna şuna iş yaptık, şunları başardık, biz uluyuz, yüceyiz gibi ıvır zıvırlar var. Şirketlerin internet gibi ortamları neden kullanmadığını iste artık sorgulamaktan sıkıldım.
Son olarak, Erhan Keskenin de dediği gibi, zihniyetlerin önce müşteriden önce ürüne dönmesi şart.

Haklısın, fakat bir ürün ortaya çıkması konusundan önce satış biçiminin ele alınması gerekiyor. Yazılım firmaları veya tasarım ajansları vs tespit-teşhis ve nokta atışı ile çözüm oluşturuyorlar. Yaptıkları iş soğuk satış işidir. Ürün oluşturulması ve ürünün pazarlanması-satışı bir sıcak satış faaliyetidir. Elinizde hazır geliştirdiğiniz bir ürünü satarsınız. Bir doktora gittiğinizde o doktorun sizi muayene etmesi gerekir reçeteyi yazdıktan sonra. Doktorun elinde hazır yazılmış reçeteler yoktur. Yazılım ne derece uygun bu örnek için bilmiyorum ama tasarım ve kurumsal çözümler hizmetler bu kapsam içerisindedir bana göre
Evet, yazılım fikri üretmek için zaten öncelikle bir alan belirlemek gerekiyor. Bunun içinde piyasa doygunluk oranı, satış stratejisi gibi birçok değişken gözönüne alınmalı. Bu noktadan sonra ürün geliştirilmeli. Ama ben ürünün oluşturulduktan sonra gidip kapı kapı satılması fikrine karşıyım. Güncel pazarlama aktivitelerinin kullanılması daha doğrudur kanımca. İşte senin dediğin gibi, soğuk satış bu sektördeki temel problem -ki bu anladığım kadarıyla “butik yazılımcılığa” giriyor.
[...] baktıkları için durum değişmiyor. Türkiye’de markalı yazılım geliştirilmemesi, butik yazılımcılığın benimsenmesi