İki yazı halinde planladığım bu seride bilişim sektöründe kendi işini yapmak isteyenlere önerilerimi ve yapılması gerekenleri sunacağım. İlk bölümde daha çok benim tavsiyelerim, ikinci bölümde ise yapılması gerekenler ve duruma göre ortalama çıkacak masraf gibi şeylerden söz edeceğim. Ayrı bir diğer yazıda da yeni kurulan şirketlere nasıl davranılması gerektiğinden, yurtdışında durumun ne olduğundan bahsetmeyi düşünüyorum. Faydalı olması dileğiyle…
Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de bilişim sektörü gittikçe büyüyor. Şu aralar patlayan global krizler bile bunun önüne geçebilmiş değil. Sektörde bir durulma yaşansa da büyüme halen devam ediyor. Bu durumda bu işin eğitimini almış insanlar, uzun süredir sektörde faaliyet gösterenler veya diğer yatırımcılar haliyle kendi işlerini kurmak istiyorlar.
İlk olarak söylemeliyim ki, Türkiye’de şirket kurmak çok zor. Bu yollardan yakın zamanda geçmiş birisi olarak, devletin ve büyük yatırımcıların size birçok zorluk çıkarttığını söyleyebilirim. İlk olarak bu zorluklardan söz edelim biraz :
Zorluklar
- İlk olarak belirli bir sermayeniz yoksa, işiniz zor. Çünkü şirket giderleri ilk etapta oldukça büyük gözükecektir gözünüze. Ayrıca kendi hayatınızı idame ettirecek kadar bir parayı da ayırsanız iyi olur.
- Şirket kurmanın belli bir masrafı var. Bu kurmak istediğiniz şirket türüne göre değişiklik gösteriyor. Ayrıca her ay düzenli olarak muhasebeciye verdiğiniz paraları ve bunun gibi diğer masraflarıda düşünmelisiniz.
- Devlet yeni kurulan işletmelerin gözünün yaşına pek bakmıyor. Vergi indirimi denilen geyikler sadece “teknokentlerde ofisiniz varsa” veya Kosgeb gibi bir yerden destek alıyorsanız geçerli. Yani yeni kurulup kurulmamanız devlet için çokta önemli değil. Vergiler gerçekten çok yüksek ama muhasebeciler genelde allem edip kallem edip bunları düşürmenin yolunu buluyorlar (yasal olarak tabii). Ha bu durumda vergi vermemek için fatura kesmem falan diyorsanız o iş biraz zor. Keza çoğu şirket sizinle faturasız iş yapmayacaktır (çünkü onlarda bunu vergiden düşmek için kullanacaklar). Zaten devlet işi yapacaksanız böyle bir şans yok.
- Teknokentlerde genellikle orta/büyük firmalar mesken kurduğu için buralarda yer bulmak epey zor. Bu da vergi indirimlerini zor bir hale getiriyor. Diğer taraftan birçok üniversite bünyesinde yeni teknoloji geliştirme merkezlerinin açılması / açılacak olması sevindirici bir haber. Takipte olup, elinizi çabuk tutmayı unutmayın.
Görüldüğü gibi zorluklar çok fazla. Özellikle vergiler insanın belini büküyor. Henüz yeni kurulmuş bir şirket için bu çok büyük bir handikap. Kazandığınız üç kuruş parayı da vergi olarak veriyorsunuz. Bu durumda da belli bir süre doğru dürüst para kazanamıyorsunuz. (Buranın ayrıntılarına ikinci yazıda değineceğim)
Peki herşey bu kadar karanlık mı? Hiç mi umut yok doktor bey? diyenler için cevabım: var tabiki!
Teşvikler
Devlet teknoloji şirketlerini tamamen yanlız bırakmış değil. Özellikle Tübitak ve Kosgeb’in kobilere önemli teşvikleri var. diğer taraftan AB teşvikleri gibi daha spesifik ve alması zor teşviklerde var. Teşvikler genellikle ar-ge projeleri için geçerli. Ama ben çoğu firmanın “sözde ar-ge” projeleri ile bu teşviklerden yararlandıklarını biliyorum. Önemli olan koşulları sağlamak ve projenizin yararlarını iyice anlatmak.
Teşvikler genel olarak ikiye ayrılıyor. Bunlar Hibeler (geri ödemesiz) ve geri ödemeli olanlar. Ben burda sadece bu konulara biraz değineceğim. Siz araştırarak daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Şimdi bunları bir inceleyelim :
Tübitak Teşvikleri
Tübitak daha çok ar-ge amaçlı projelere ve kobilere destek veriyor. Bunun anlamı şirketi başta kurmalısınız. Aslında burada önemli olan nokta, hakem olarak size gelecek hocaları ikna etmekte. Çünkü insiyatifin çoğunluğu onların elinde. Projeniz kamuya yararlıysa örneğin, teknik altyapınız, çalışanlarınız sağlamsa, hakemlerle görüşmeleriniz olumlu geçtiyse teşviği kaptınız gibidir. Tübitak’ın AB fonları gibi birçok yerden aldığı, dağıtması gereken belirli miktarda para var. Sektörde konuştuğum üst düzey veya teşvik almış kişilerde genellikle çoğu projeye yardım edildiğini söylüyorlar. Bu arada bu Tübitak hakemleriyle ilgili komik sayılabilecek anılarım var. Onları da daha sonradan anlatırım unutmazsam.
Tübitak’ta asıl dikkat edilmesi gereken destek türü, yeni kurulacak işletmeler için verilen. Şuradan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Özet olarak şöyle birşey,
Kimler başvurabilir
Son sınıf öğrenci, yüksek lisans veya doktora öğrencisi ya da lisans, yüksek lisans veya doktora derecelerinden birini ön başvuru tarihinden en çok 5 yıl önce almış kişiler
Destek oranı-sınırı
Personel, malzeme, alet/teçhizat/yazılım, seyahat, danışmanlık, hizmet alımı, ofis kira gideri ve ofise ait su, elektrik, ısıtma ve iletişim giderleri
%75 oranında, en fazla 100.000 YTL
Destek Süresi
Bir yıl süre ile
Geri ödeme
Geri ödemesiz, hibe
Görüldüğü gibi gayet mantıklı bir teklif. Ama yeterli mi? Bence değil. Sonuçta herkes yararlanamıyor.
Kosgeb Teşvikleri
Bu noktada ilk olarak söylemek istediğim şey, Kosgeb’in teşviklerinin büyük oranının kobilere yönelik olduğudur. Bu durumda ilk etapta şirketinizi kurmalısınız. Daha sonradan başvurduğunuz teşvik türüne göre (-ki yine ağırlıklı olarak ar-ge çalışmalarına yönelik teşvikler var) size, eleman yardımı, araç gereç yardımı ve ofis yardımı (genellikle üniversite kampüslerinde olan Kosgeb Teknoloji Geliştirme Merkezlerinde bir ofis veriyorlar) yapılıyor. Bu teşviklerin çoğu geri ödemeli.
Birde Kosgeb’in Genç Girişimci Desteği adında bir teşviği var. Bu tamamen hibe olarak veriliyor. Yanlız şart olarak, genellikle yılda 2 defa verilen bir eğitimden mezun olmanız lazım. Kosgeb sıklıkla teşviklerini anlatmak için üniversitelere geliyor. Bu konuşmaların sonunda da katılıma bağlı olarak workshop lar düzenleniyor. Bu eğitimler sayesinde hem girişimciliği öğreniyorsunuz hem de kendinizi veya fikrinizi kosgeb yetkililerine kanıtlama şansı elde ediyorsunuz. Bu sayede şansınız daha yüksek oluyor. Eğer üniversite öğrencisi iseniz bunu atlamayın ve takip edin derim.
Şirket Türleri
Evet, şirket kurmaya karar verdiniz. Peki nasıl bir şirket kurmalısınız? Bu sorunun cevabı, sizin yapmak istediğiniz şeylerde ve gücünüzde gizli. Şöyleki eğer, sermayeniz varsa veya birden fazla ortakla hareket ediyorsanız veya kamuya iş yapmayı düşünüyorsanız şahıs şirketi pek mantıklı değil. Yok eğer, çok fazla gücünüz yoksa, sizi çok yormayacak bir şirket kurmak istiyorsanız şahıs şirketi kurmak en mantıklısı. Bunlar sadece örnek, siz kendinizle ilgili SWOT analizleriniz sonucu buna karar verebilirsiniz.
Ben burda iki tür şirketten bahsetmek istiyorum :
A) Şahıs Şirketi
- Kişilerin kendileri veya birkaç ortakla kurabilirler
- Fatura kesebilirsiniz
- Masrafı azdır : Açma maaliyeti, muhasebeci masrafları ve vergiler açısından
- Kurmak için bir ofis tutmanız gerekmez, evinizi de adres olarak gösterebilirsiniz. Size gelen maliye memurlarına bu işi yapabileceğinizi göstermeniz yeterli (Örneğin, yazılım işi yapacaksanız bir bilgisayarınız olmalı)
- Bildiğim kadarıyla vergileri daha düşük
- Kapatması çok kolay
Bu türün dezavantajı, yapabileceğiniz işlerin boyutları çok büyük olmamasıdır. Dışarıdan nispeten güvensiz görünürler. Kamu kurumları da ihalelerin çoğunda en az limited şirket olunması şartını ararlar.
Benim fikrim, sıfırdan iş yapmak için çok ideal bir şirket türü olduğudur. Kesinlikle düşünülmesi lazım. Çünkü işi büyüttükten sonra limitede rahatlıkla geçilebilir.
B) Limited Şirket (LTD)
Kobi olarakta adlandırılan çoğu şirket bu türe girer.
- Kurması nispeten masraflıdır
- Fatura kesebilirsiniz
- Kurmak için zorunlu olarak bir ofis göstermelisiniz
- Prestiji vardır. Çoğu insan limited şirketlere daha fazla güvenir.
- Büyük çaplı işleri yapabilirsiniz.
- Teşviklerden yararlanabilirsiniz.
- Kapatması çok zordur, yerine göre yıllarca sürünebilirsiniz.
- Birçok farklı isim altında vergiler vermeniz gereklidir.
Eğer elinizde belirli bir sermayeniz varsa kurulması en mantıklı şirket türüdür. Zaten sektördeki çoğu şirket bu şekilde çalışır.
Benim aklıma gelmeyen şeyleri siz tamamlayabilirsiniz.
Şirket ismi bulmak
Bu size çok saçma gelebilir ama önemli bir konu. Şirket ismi bulmak çok kolay değil. Özellikle yeni ticaret kanununa göre yabancı isimler koyamadığınızdan ya yüklü bir miktar verip marka tescili yapacaksınız ya da o yüklü bir miktarı başkasına vereceksiniz. Ha neden ingilizce isim koyayım güzel Türkçemiz dururken derseniz, eğer yurtdışına iş yapmayı düşünüyorsanız Türkçe bir ismin sorunlu olacağını düşündüğümden derim. Bilişim sektörü global bir sektördür, henüz biz bunu göremesek de. Diğer taraftan seçeceğiniz isimin benzersiz (Türkiye genelinde başka bir şirkete ait olmaması) gerekmektedir.
Bu noktada, çalışacağınız alanları da belirlemeniz gereklidir. Her şirketin ekleri vardır. Örneğin, “Asparagaz İthalat, İhracat, Dümencilik, Yazılım, Bilişim LTD ŞTİ” gibi. En fazla 8 tane seçebileceğinizden, dikkatli seçmekte fayda var. Özellikle ithalat ihracat, bilişim gibi ekleri tavsiye ederim. Bilişim sektörü global bir sektör olduğundan dolayı bence en gerekli ekler bunlardır.
Patentler
Diğer bir nokta, patent almak. Ürünlerinizin veya fikirlerinizin mutlaka patentlerini alın. Markalaşmaya özen gösterin ve markalarınızı tescil ettirin. Bu konuyla ilgili daha önce yazmıştım. Türkiye’de buna önem veren çok fazla firma yok. Siz onlardan birisi olarak farklı olabilir ve öne geçebilirsiniz. Yani sadece ben bunları bunları birde şunları yaptım ve tanıdıklar bana yeter gibi bir düşünce yerine, sağlam bir iletişim stratejisiyle ve markalaşmış bir kimlikle hareket etmek en iyisidir.
Yazılım Şirketi İçin Tavsiyeler
Biraz daha spesifik bir konuya değinelim. Bir yazılım şirketi kurmak için önerilerimi sunmak istiyorum.
- Çok az sermayeyle yazılım şirketi kurabilirsiniz. Eğer elinizde (siz veya tanıdıklarınız) proje üretme kabiliyeti varsa bu durumda şirket masrafları haricinde belli bir süre için çok fazla bir masrafınız olmaz. Eğer kendiniz bir yazılımcıysanız veya birkaç yazılımcı arkadaşınızla beraber hareket ediyorsanız, işler çok zor olmayacaktır.
- Belli bir süre için büyük/küçük iş ayrımı yapmayın. Biraz büyüyene kadar, piyasada isminiz duyulana kadar, ya da sadece ihtiyacınız kalmayana kadar bu ayrımı yapmamanız en iyisidir. Daha sonradan yapabilirsiniz.
- Hedefleriniz olsun. Ve bu hedefler çok ufak olmasın. Eğer yukarıları hedeflerseniz oraya ulaşmak için ilk adımı atmış olursunuz.
- Yurtdışını düşünün. Günümüzde dünya global bir köy haline geldi. İnternet üzerinden veya direkt yurtdışı bağlantılarından işler kovalaybilirsiniz. Sadece Türkiye’yi hedeflemeyin.
- Genel amaçlı yazılımlarda geliştirebilirsiniz. Yazılım kavramı sektörün büyük çoğunluğunda anlaşıldığı gibi sadece otomasyondan oluşmaz. Mesela bir download accelerator yazıp bunu shareware olarak satmakta bir iştir. Bu durumda hem sadece yerel sektöre bağımlı kalmamış olursunuz hem de hedef kitleniz büyük oranda genişler.
- Kamu ihalelerinde genellikle “iş bitime belgesi” aranır. Böyle bir belgeye sahip “tanıdık” şirketlerle kontak kurarak bir konsorsiyum oluşturabilirsiniz. Bu sayede iki tarafta bu işten kazançlı çıkabilir ve siz de kendi iş bitirme belgenizin sahibi olabilirsiniz.
- Elinizde bir veya birkaç ürününüz olsun. Benim tanıdıklarım var, onlara iş yapsam yeter gibi bir bakışla veya butik yazılım firması duruşuyla hareket etmeyin.
- Yazılımlarınızı ürünleştirin, bu ürünleri markalaştırın ve onları pazarlayın.
- Ürünlerinizin kesinlikle patentlerini alın.
- Sağlam bir iletişim stratejisi oluşturmaya çalışın. Bu hem şirket açısından hem de pazarlama açısından çok önemlidir. Bu noktada, yapamadığınız şeyleri profesyonellere bırakmak çok daha iyi olur. Çünkü yanlış bir iletişim stratejisi sizin sonunuz olabilir.
- Yanlızca kamuyu düşünmeyin. Özel sektörde de birçok yazılım açığı var.
- İnternetin gücünü kullanın. Reklamda, tanıtımda, halkla ilişkilerde bu mecra sizi, hedef kitlenize düşük maaliyetle ve kolaylıkla ulaştırabilir.
- Sadece internet projeleri üreten bir internet şirket bile kurabilirsiniz. Bu konuda global düşünmeyi de unutmayın. Sonuçta bunun size maaliyeti sadece farklı dillere çeviri olacaktır.
- Başka şirketlerle ortak çalışırken kesinlikle sözleşme imzalayın. Paranızın bir kısmını önden peşinat olarakta alabilirsiniz ama bir sözleşmeniz mutlaka olsun.
Benim şimdilik aklıma gelenler bunlar. Daha fazlası olursa, buraya eklerim. Sizde katkılarınızı esirgemeyin. Eklemek istediğiniz şeyler varsa veya deneyimlerinizi bizimle paylaşmak isterseniz sevinirim. Bu sayede yolun başındaki insanlara yardımcı olabiliriz.

Çok faydalı bir yazı. İkincisini heyecanla bekliyorum. Bu konuda daha önce hiç yazı okumamıştım.
Çok güzel bir yazı hazırlamışsınız. Bizim de geçtiğimiz yollar, düşündüğümüz şeyler ve hedeflerimiz olarak aslında nerdeyse birebir bi yazı hazırlamışsınız. Tebrik ediyorum.
patent derken??
@nanoturkiye
Düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. Bende daha önce bu konu hakkında hiçbirşey okumamıştım. Biraz tavsiye vermek istedim sadece.
@Harun Barış Bulut
Düşünceleriniz için sizede teşekkür ederim. Yeni kurulan çoğu şirket aynı yollardan geçiyor. Fakat çok azında gelecek için vizyon görüyorum. Bu iş kısa vadeli ve “sadece satalım gerisine karışmayalım” gibi bir mantıkla yürütülemez bence. Bu arada şirketinizin internet sitesi çok güzel olmuş. Tebrik ederim.
@Murat
Patent, buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etme hakkıdır. (Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/Patent) Burada patent derken ürünün marka tescilinide kastederek kullandım.
Son zamanlarda okuduğum en ilgi çekici yazı. Yolun başında olmanın verdiği heyecandan olsa gerek. Umarım daha geniş kapsamlı bir şekilde bu tip yazılarınızın devamını da okuma fırsatımız olur.
Elinize sağlık.
Gerçekten çok yararlı ve ilgi çekici bir yazı olmuş.İleride aklımda olan konulara bir nebze olsun ön ayak oldu diyebilirim.Elinize sağlık.
Yazınız gerçekten işime yarayacak nitelikte.Teşekkür ederim.Önümüzdeki yıllarda yazılım şirketi kurmak istiyorum.Bunun için projeler geliştirmeye başladım.Öncelikle projelerimi tamamlayıp verimli olduğunu gördükten sonra şirketi kuracağım.
Ellerinize emeğinize sağlık….çok güzel olmuş..
Şu günlerde girişim için sancılar cekiyordum kafam allak bullaktı..hepsini bu sekilde derli toplu gorunce biraz daha kendime geldim..
Limited şirket kurmakla ilgili şurda bir makale var.
Çok güzel bir yazı teşekkürler.
Gerçekten çok yararlı ve ilgi çekici bir yazı olmuş. aklımda olan konulara bir nebze olsun ön ayak oldu diyebilirim teşekkürler bilgi için
Yorumunuz cok guzel olsa da malesef bir konu da cok yanilmissiniz.Adi sirket kurmak % 15 fazla vergi odemek anlamina geliyor.Limited sirketler bu vergiyi daha az oduyorlar.Vergi deyip gecmeyin eger ana sermaye ni 5000 tl den fazla ise bu vergi katlanarak atmaktadir.
@Omer, Katkın için teşekkürler. Yazıda da söylediğim gibi ben Adi şirket kurulumu yapmadığım için o kadar ayrıntısını bilmiyorum. Ama sadece açma/kapama masrafı/işlemleri için bile eğer küçük bir iş yapılacaksa limited şirket kurmaya değmez diye düşünüyorum.
Yaziniz cok guzel bir kez daha belirtiyim.Evet haklisiniz eger kucuk bir sirket kurulacaksa adi sirket kurulmali ,destek alabilecek sirketler icin ben de limited sirket kurulumunu oneriyorum.Yazin kesinlikle cok yararli ben de bir nebze olsun yazina katki da bulunmaya calistim.Ihracat ve ithalat yapmak isteyenler ya da sirket kurulumuyla ilgili bilgi almak isteyen arkadaslara ben de yardimci olmak isterim.
Olanı biteni sade bir şekilde özetlemişsiniz. Tebrik ediyorum.
Merhabalar Kaan Bey,
Öncelikle yazmış olduğunuz bu harika yazı nedeniyle teşekkür ederim. Gerçekten de bilinmeyen veya üzerinde durulmayan birçok konuya değinmişsiniz. Bu tür yazılara ve yazıyı yazanlara karşı saygım sonsuzdur. Serbest çalışan (freelance) ve kendi firmasını kurma yoluna gitmeyi düşünen bir insanın sürekli elinin altında bulundurması, tekrar tekrar okuması gereken bir yazı. Üşenmeden, sıkılmadan bu kadar güzel ve akıcı bir şekilde bizi aydınlattığınız için teşekkür ederim.
Saygılarımla
Erhan Yakut
Yazının tarihini şimdi farkettim. İşte yazının güzelliği de burada. Bu şekilde ölümsüz yazılar yazmalı, insanları aydınlatmalıyız.
@yakuter, çok teşekkürler. Aslında pek uzmanı olmadığım bir alan. Ama tecrübe edince paylaşmak istedim.
Tebrikler… Emeğine sağlık…