Sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde, dünya barışı tanıyacak.

Tarih: 26 Ağustos, 2008 Kategori: Diğer, İletişim | Yorum yaz »

-Sri Chinmoy Ghose (Hint Şair).

Az önce uzun zamandır vakit ayırıpta izleyemediğim şu ünlü belgesel Zeitgeist‘i izledim. Kendileri bedava dağıtılıyor. İzlemeyenleri kesinlikle izlemeye davet ediyorum. Bazı insanları oldukça rahatsız edeceğini düşündüğüm şeyler anlatsada izlenmesi gereken bir belgesel. Konu olarak, bugüne kadar insanları kimlerin yönettiği ve bunun için neler yaptıkları seçilmiş. Yapım 3 bölüme ayrılmış. Bunlar sırasıyla, Din, 11 Eylül Gerçeği ve Küresel Dünya Devleti.

Şurada yapımla ilgili inanılmaz doğru tespitlerde bulunulmuş. Ayrıca üçüncü yoruma dikkat ediniz.

Niyetim tam olarak belgeselle ilgili eleştiri yazmak değil. Daha çok belgeselde anlatılan şeylerle ilgili yorum yapmak. Ama belgeselin birkaç noktasına takılmadan edemedim. Öncelikle bütün olayın sorumlusu sanki Amerikaymış gibi anlatılmış. Fakat durumun tam olarak bu olmadığı bilinen bir gerçek. Yani olayın Amerika haricindeki boyutlarına tam değinilmediğini görüyorum (burada 11 Eylülle ilgili kısmı çıkartmak gerekir sanırım). İkinci olarak din kısmında söylemek istediği şey, insanlığın binlerce yıldır dini diğer insanları yönetmek için bir araç olarak kullandığı iken, bu mesajdan çok dinsel düşüncelerde geçen olguların gerçekte var olmadığını anlatmış. Devamını oku »

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Hangi Programlama Dili? - 1

Tarih: 23 Ağustos, 2008 Kategori: Yazılım Geliştirme | 1 yorum »

Sıklıkla aldığım bu soruya cevabımı buradan verip, herkese bloguma bak demek istiyorum artık :) Bu soru gerçekten çok tartışma götürecek ve her kafadan bir ses çıkartacak yegane sorudur. Sorduğunuz geliştiricilerin hepsinin farklı cevaplar vermesi muhtemel. Peki olay gerçekte nedir? Ve ben hangisini öğrenmeliyim?

Bu konuya iki açıdan yaklaşacağım. İlki öğrenme, ikincisi proje bazlı. Aslında bu ikisi iç içe çok geçecek, o yüzden tam bir ayrım yapamayabilirim. Devamını oku »

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Korsan Yazılımla Mücadelede Son Gelişmeler

Tarih: 15 Ağustos, 2008 Kategori: Bilişim Dünyası | Yorum yaz »

Biraz önce Microsoft tarafından gönderilen oldukça ilginç bir elektronik posta aldım. Türkiye’de sonunda kopya yazılım kullanımıyla ilgili birtakım gelişmeleri görmek gerçekten sevindirici. Aşağıda görüldüğü üzere, Türkiye’nin birçok ilinde bu şekilde araştırmalar yapılıyormuş. Ek olarak 5 seneye kadar hapis ve 150 bin YTL ye kadar para cezası var. Ben açıkçası bu duruma şaşırmadım desem yalan olur.

Benim bu konudaki görüşüm, kopya kullanmanın resmen hırsızlık olduğu. En fazla parası yetmeyen, öğrenci, ev kullanıcısı gibi kullanıcı türlerini bir kenara bırakırsak -ki aşağıda söyleyeceğim neden yüzünden bırakmasak daha iyi- bile şirketlerin kopya ürün kullanmaları utanç verici.

Tek söyleyeceğim şudur : “Ya parasını verip orjinal ürün alın ya da alternatifi özgür veya bedava bir yazılım kullanın!”

Devamını oku »

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Rahatlamak İçin Bilgisayarı Kullanmak - Natura Sound Therapy

Tarih: 15 Ağustos, 2008 Kategori: Diğer | 3 yorum »

NaturaSoundTherapy3 Son birkaç gündür kelimenin tam anlamıyla “pamuk gibiyim”. Daha önceden böyle birşeyin olacağını birisi söylese hayatta inanmazdım. Kişilik olarak melankolik ve strese yatkın birisi olduğum için bunun acısını çok fazla çekiyorum. Bunun yanında doğaya karşı çokça özlemi olan birisi için rahatlamanın çok kolay bir yolunu bulmuş bulunmaktayım!

Natura Sound Therapy adlı program, bugüne kadar parasını sonuna kadar hakeden yazılımlar listeme en tepelerden giriş yaptı. Google’ın inatla anasayfasını vermediği programı şurdan bulabilirsiniz. Fiyatı biraz yüksek sayılır (~50$) ama artık ne yapalım. Biraz arama yapınca aslında çok ünlü bir program olduğunu gördüm, ilginçtir ki benim birkaç gün öncesine kadar haberim olmamıştı.

Programın asıl yaptığı iş, seçtiğiniz sesleri (daha doğrusu ufak loopları) çalmak. Bu basit şey için 50$ mı vereceğim ben demeyin. Bir kere sesleri birbirleriyle içiçe çalabiliyorsunuz. İçerisinde birçok farklı ses barındırdığı için (Okyanus sesi, kuşlar, böcekler, yağmur, rüzgar gibi) kendinizi bir anda doğanın ortasında hissedebilirsiniz. Yanında gelen birkaç rahatlatıcı müzikle beraber (o tekno gibi olanlarla kim rahatlayabilir gerçi merak ediyorum ama) harika bir ortam yaratabiliyorsunuz. Bence en iyi performansı çok güzel hoparlörle sesi tam istediğiniz kararda açarak alabilirsiniz.

Yazılım, pluginler sayesinde geliştirilme seçeneklerine de sahip. Kendi ayarlarınızı saklayabiliyorsunuz. Her duruma özgü ayarları saklayabilirsiniz. Birde “Brainwave Synchronizer” diye bir olay var. Ben bunu pek kullanmadım henüz. Bu özellik, iddia ettiğine göre çok değişik desibellerdeki (değişik ruh hallerine göre) sabit bir sesi göndererek, sizi rahatlatmayı amaçlıyor. Bu ses aslen bana biraz rahatsız edici gibi geldi ama gerçekten işe yarar mı bilemiyorum tabi.

Sonuç olarak -iş yerindeki arkadaşlarım benle dalga geçselerde- bence çok başarılı bir program. Yağmur sesiyle uyumayı çok sevdiğim için, kaç gündür yatarken hafif bir yağmur sesi açıp uyuyorum.

Gerçekten çok rahatlatıcı, herkese tavsiye ederim.

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Vikipedi Kalkındırma Çağrısı

Tarih: 12 Ağustos, 2008 Kategori: Bilişim Dünyası | Yorum yaz »

Orjinali şurda olan çağrıyı bende aynen yineliyorum. Vakit buldukça birkaç şey eklemeye çalıştığım bu özgür ansiklopediyi güçlendirmek herkesin işine yarayacak birşey.

Bildirinin orjinalinin üzerine söyleyecek başka sözüm olmadığı için aynen aktarıyorum :


Belki bir çoğumuz biliyor, Vikipedi adında bir internet sitesi var… kendini ;“Vikipedi, kullanıcıları tarafından ortaklaşa olarak birçok dilde hazırlanan, özgür, bağımsız, ücretsiz bir İnternet ansiklopedisi. Wiki teknolojisi kullanılarak hazırlanır. Sürekli ilave ve değişiklikler yapıldığı için hiçbir zaman tamamlanmayacaktır. ”şeklinde tanımlayan bu sanal ansiklopedi, kullanıcıların katkılarıyla oluşuyor. Ziyaretçiler bildikleri bir konuda başlık açabiliyor yahut bir başlığa ekleme yapabiliyorlar. Wikipedia’nın türkçe ayağını oluşturan Vikipedi az da olsa yükselişte olmasına rağmen malesef ki ülkemizde yeterli ilgiyi bulamıyor.

Bugün internetin artık her yere ulaştığı dönemde; bilgi toplumu yolunda ilerlemede çok geri kalmış ülkemizde, böyle bir projeye gereken ilgiyi göstermek bizim topluma,insanlığa karşı görevimizdir. Bunun içindir ki sizleri Vikipedi’ye destek vermeye çağırıyoruz. Bunun için tek yapmanız gereken tr.wikipedia.org adresine girip bildiğiniz konularda başlıkların oluşmasına destek olmanızdır. Köyünüzü , kasabanızı tanıtsanız bile emin olun birinin işine yarayacaktır. Zaten bir kere içine girip birşeyler yazmaya başlayınca emin olun size verdiği manevi hazla duramayacaksınız. Bir ansiklopedi içinde olduğunuzdan dolayı size de kültürel anlamda çok katkısı olacaktır.Nasıl yazacağım ben anlamam böyle şeylerden diye çekinmenize ise hiç gerek yok herşey çok basit ve http://tr.wikipedia.org/wiki/Vikipedi:Ho%C5%9Fgeldiniz adresinde çok açık şekilde yazılmış olarak sizleri bekliyor.Bu sitenin maddi anlamda sizden beklediği birşey yok. Bu site reklam da almıyor bağışlarla ayakta duruyor. Amaçları herkesin ücretsizce sahip olabildiği, dünyanın her yerine uzanan, en büyük bilgi kaynağını yaratmak.Türkiye’de internete girenlerin 90%’ı zamanlarını sadece artık sohbet,oyun,arkadaş bulma bulma vs. gibi konular üstüne harcıyor. Bu kişiler bunlar için harcadıkları zamanın yüzde birini bile Vikipedi için harcasa inanın çok büyük bir değişim olacak. şimdiki nesil ve gelecek nesiller için inanılmaz bir kaynak hediye edeceksiniz onlara..

Lütfen sizde bu projeye destek olun. Vikipedi’ye katkı yapacak zamanım yok diyorsanız bile hiç değilse birkaç dakikanızı ayırıp; çevrenizdekileri bu siteden haberdar edin,bu yazıyı arkadaşlarınıza mail atın,forumlara kopyalayın,bloglarınıza yazın,bir şekilde Vikipedi için katılımcı toplanmasına yardımcı olun. Yıllardır “çok komik” şeklinde fıkra yada türevi yazılar onbinlerce kişiye maildan “forward” edilip duruyor bi kere de bunu Vikipedi için yapın. Lütfen…

İlginiz İçin Teşekkürler….

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Bilişim Ürünlerinde Marka Bağımlılığı 2 - Nedenler

Tarih: 6 Ağustos, 2008 Kategori: Diğer | 3 yorum »

Bilişim ürünlerinde marka bağımlılığını irdelediğim şu girdinin devamı niteliğindeki bu yazıda, bu bağımlılığın nedenlerini bulmaya çalışacağım. Öncelikle tekrar markadan kastımın, ürünün kendisi veya “konspeti” olduğunu söyleyeyim. Marka kelimesini kullanmamdaki amaçsa, iletişim teorilerinde geçen “marka bağımlılığı” terimine atıfta bulunmaktır.

Marka‘nın oluşum amacı, insanlar üzerinde etki bırakmaktır. Bu etki bazen, bilinebilirlik, bazen rafta ürünü diğerlerinden öne çıkarma, bazen de bağlanma gibi boyutlarda olabilir. İlk bakışta bilişim ürünlerinde diğer türlerden daha farklı bir marka etkisi görünmektedir. Bu büyük ölçüde doğrudur. İnsanlar genellikle kullandıkları ürünlere gönülden bağlanmaktadırlar. Sonuçta da bununla ilgili birçok tartışmaya girmekten çekinmezler. Bu durum, markaları tanıtmaya veya yerlerini sağlamlaştırmaya çalışan birçok “gönüllü” ortaya çıkartır.

Şimdi bunların benim tespit ettiğim nedenlerine kısaca değinirsek : Devamını oku »

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Homemade Music

Tarih: 4 Ağustos, 2008 Kategori: Diğer | Yorum yaz »

Bu günlük için biraz ters bir girdi olacak farkındayım ama ne yapalım artık. Ben aslen canım sıkıldıkça amatör müzikle ilgilenen birisiyim. Evde kaydettiğim şarkıların bazılarını da burada paylaşmaya karar verdim. Hepsinin sözü, müziği, vokali, gitar(lar)ı, prodüktörlüğü(!), ses teknisyenliği bana ait.

Eleştirilerinizi esirgemeyin…

1) Kaan Arslan - ToN

2) Kaan Arslan - Adı Nisa

Bu iki şarkının benim için unutulmaz anlamları var.


3) Kaan Arslan - Sadness of the Golden Flower (3 Ağustos 2008)

New Age tarzı ilk çalışma. Biraz Kitaro(msu) oldu galiba, ama bu aralar olması doğal.

Eğer bu şarkıda bir söz olsayıdı kesin, ‘İki çeşit umutsuzluk vardır; İlki, Kendi elinle yarattığın ve çözümü yine kendi elinde olan. Diğeri, Dış dünyanın bir şekilde sana mal ettiği ve çözümü kesinlikle senin dışında olan.’ olurdu.

Şarkının herşeyiyle dinginliği, huzur ve mutluluk arayışını yansıttığını düşünüyorum.

Şarkının isminin benim için birkaç önemi var. İlki hayatımda seyrettiğim en güzel filmlerden birisine bir gönderme. İkinci olarak kasımpatının uzak doğu kültüründe, ölümü, hüznü ve sadakati (Japonlar ölülerini unutmadıklarını ve onların kayıplarına duydukları hüznü göstermek için mezarlarına krizantem koyarlar) temsil etmesi ve ironik bir şekilde benim en sevdiğim çiçek oluşu (küçüklüğümden beri nedense kendimi kasımpatıyla ilişkilendiririm).


4) Kaan Arslan - At the Mountains of Madness (4 Ağustos 2008)

Hayatımda hiç New Age müzikle uğraşmayıp, iki günde iki tane yapmam ne kadar garip aslında (Kitaro rullazz). Gerçi bu şarkı biraz daha Sigur_Rós vari oldu ama içimdeki tüm karamsarlığı, kötülüğü ve karanlık düşünceleri çok iyi yansıtıyor… Zaten şarkının adı -bilen bilir- bir yerlerden geliyor.

Eğer bu şarkıda söz olsaydı sanırım şunlar olurdu : “Ölüm kötü birşey değildir, dünyada ölümden kötü milyonlarca şey vardır. Çoğu insan öleceğini düşünür, ancak çok azı bunu bilir. Sona daha çok yaklaştıkça, tek isteğimin bu olduğunu anlıyorum.”

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Bilişim Ürünlerinde Marka Bağımlılığı - Örnek : “Microsoft Düşmanlığı”

Tarih: 31 Temmuz, 2008 Kategori: Bilişim Dünyası | 1 yorum »

İnsanlar -özellikle bilişim ürünlerinde- marka fanatiği olabiliyorlar. Burada markadan kastım, ürünün kendisi veya “konspeti”. Marka kelimesini kullanmamdaki amaçsa, iletişim teorilerinde geçen “marka bağımlılığı” terimine atıfta bulunmak.

Uzun zamandır internet ortamında konuşulan konulardan,  tartışmalardan çıkardığım sonuç; insanların kullandıkları veya kullanmayı sevdikleri ürünlere ve onları üreten kurumlara gönülden bağlandıkları. Bu çok ilginç bir durum. Yani bugüne kadar hiçbir yerde, kullandığı margarine bu kadar bağlanan bir ev hanımı görmedim. Bunun belirli sebepleri var tabiki. Bu ayrı bir yazının konusu.

Kaç kişi bugüne kadar windows-linux tartışması görmedi? ya da .Net - Java ya da Apple - PC. Burada dikkati çeken durum, tartışan kesimin genelinde hakim olan konu hakkında bilgisizlik. Tartışmaya katılanların büyük kısmı (dikkat edin hepsi demiyorum) tartışılan konu hakkında yeterli teknik bilgiye sahip değil. Mesela Java’nın .Net’ten üstün olduğunu iddia edenlerin (ya da tersi) genelde iki platform hakkında bile yeterli bilgisi yok. Devamını oku »

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Visual Studio 2008 Web Development Hot-Fix

Tarih: 25 Temmuz, 2008 Kategori: Yazılım Geliştirme | Yorum yaz »

Aslında çıkalı epey bir zaman oldu ama etrafta bilmeyen çok kişi olduğunu gördüm. Eğer web uygulaması geliştiriyor ve Visual Studio’nun yavaşlığından şikayet ediyorsanız bu yamayı kurun. özellikle HTML düzenleme kısmındaki birçok performans kaybı düzeltilmiş.

Yamanın getirdiği Özellikler :

1) HTML Source görünümü performansı

  • Kod editöründe ikiden fazla parametresi olan custom controlleri yönetirken birkaç saniye donması.
  • Web Projelerinde sağ tuş menüsündeki “View Code” komutunun uzun süre alması. 
  • Visual Studio’nun büyük HTML dökümanlarını çok yavaş açması.
  • Visual Studio’nun büyük ve karışık HTML dökümanlarında kilitlenme sorunları.
  • Tab/Shift-Tab komutlarının yavaş çalışması.

2) Design view performansı

  • Dizayn görünümde performans kayıpları.

3) HTML editing

  • Css attribute ile ilgili sorunlar.
  • Visual Studio’nun ServiceReference elementi sonucu çökmesi.

4) JavaScript editing

  • JavaScript dosyası açıldıktan sonra, renklendirmesinin birkaç saniye alması.
  • JavaScript IntelliSense’de empty string özelliği ile ilgili sorunlar.
  • JavaScript IntelliSense’de jQuery’nin kullanılamaması.

5) Web Site build performansı

Projede referans edilmiş çok sayıda assemblie ve .refresh file olduğunda, Build işleminin uzun sürmesi.

Yamayla ilgili detaylı bilgiyi burdan, kendisini de burdan edinebilirsiniz. Kesinlikle işe yarıyor. Ama bu Visual Studio 2008 in gördüğüm en sorunlu Visual Studio olduğu gerçeğini değiştirmiyor!

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum

Her Yazılımcının Bilmesi Gereken Konseptler

Tarih: 24 Temmuz, 2008 Kategori: Yazılım Geliştirme | Yorum yaz »

Genelde olduğu üzere, şurada okuduğum bir yazıdan esinlenerek (çevirisini de burada gördüm daha sonra) bu işe kendi bakışımdan bir değinmek istedim.

İlk olarak ben her yazılımcının bunları bilmesi gerekir mi bilemiyorum. Ama genel olarak bilinmesi gerektiğine katılıyorum. Bir diğer nokta, uygulama geliştirilen platform farkı. Temel olarak iki çeşit uygulama türünden bahsedebiliriz: Stateless(durağan) ve UnStateles(durağan olmayan) uygulamalar. Gerçi günümüzde gitgide bu fark ortadan kalkıyor gibi ama daha çok var. Web uygulamaları durağandır. Yani yazılan kod belirli işlemlerden sonra render edilerek HTML’e dönüştürülür. Hafızada tutulmaz (bazı durumlar hariç). Durağan olmayan yapıda ise, uygulama bellekte çalışır halde bulunur ve işlemler oradan halledilir. Bu iki çeşit arasında bilinmesi gereken şeylerin büyük farklılık göstereceğini tahmin edebilirsiniz.

Neyse, konumuza dönersek : Devamını oku »

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oyyla
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Digg
  • Facebook
  • 100puan
  • Bagcik
  • Tusul
  • Limk
  • linkibol
  • Teknikim
  • webiket
  • Yumiyum